Hayırın Ötesi Yok!


Gün içinden bir haber, kadın cinayetleri:



Yorgun bir iş günün ardından, yemekten önce ya da yemekten sonra televizyonunuzun karşısında oturuyorsunuz. Haberler gözlerinizin önünden sırayla geçiyor. Kulağınıza gelen ve evinizin seslerine karışan bir ölüm haberi duyuyorsunuz, yeni başlayan yılın belki de bilinen yirminci cinayeti. Sunucu sesine odaklanıyorsunuz, öldürülen kadının hayatından bir kesit sunuyorlar… Dikkatiniz tekrar dağılıyor ve cinayet haberi arka planda son dakikalarını geçirirken hayatı ellerinden alınmış bir kadın daha, cinayete kurban gitmiş diğer kadınlar gibi tutulan ölüm listesine gömülüyor. Sayılarla temsili ifade ettiğimiz bu korkunç listeler adlara, adlar geçmiş anlardan kalmış siyah beyaz paylaşılan fotoğraflara, fotoğraflar ise ardına sığdırdıkları koskoca hayatlarla yaşama özgürlüğü elinden alınmış kadınlara dönüşüyor. İşte bu koskoca hayatların sığdırıldığı kısa haberler, bizlerin hayatına dokunana kadar belki de hiçbirimizin aklına adı geçen kadının bizim gibi yemek yiyip, yaşan bir insan olduğu gelmiyor. Belki de bu yüzden tanıklığımız sadece gözlemimizde kalıyor. Yolun karşısında zorla sürüklenen bir kadın, üst katta oturan Elif Teyzenin yardım çığlıkları ya da iş yerinde karşı masada oturan ve her gün patronun yanından gözleri dolu ayrılan Burcu’yla sessiz karşılaşmamızda kalıyor… Bizler sadece tanık oluyoruz. Bir sonraki günü bekliyoruz. Bir sonraki gün geliyor ve televizyonumuzun karşısına tekrar aynı döngü yaşansın diye geçiyoruz. Sessiz kalıyoruz ve dinlemiyoruz.



Kadına olan öfkeli bakışın perde arkası:



Kadın cinayetlerine ve şiddetine neden olan öfkenin ardında gizlenen ataerkil toplum, gözlerini Türkiye’de açmış her bireyin içine doğmuş olduğu cinsiyet algısı ile şekillenmeye devam etmekte. Ayrıma giden bu algıda süslenmiş ve kırılgan bulunan kadınlık ile güçlü ve egemen olması beklenilen erkeklik görünmez bir yasa gibi karşımıza çıkıyor. Bu yasaya uymayan kadınlar ise egemenliğinin gücü ile kendinde yasama yetkisi gören kişilerce ‘’cezalandırılıyor’’. Bireylerin cinsiyet üzerinden yaptığı bu ayrımcılığın başı kimi zaman eşitsiz dağıtılan maaşlarda, kimi zaman kısıtlanan spor müsabakalarında, kimi zaman ise günlük yaşantının tam ortasında aile içerisindeki düzenle başlayıp artarak devam ediyor. Bu durum, meşrulaşan erkek egemenliğinin hastalıklı bireylerde yarattığı hak iddiasını kuvvetlendirirken, yasalarca özgür birer birey olan kadınların varlığını ta ki anlaşmazlıktan cinayete dönene kadar eşitsizlik çarkının içerisinde çevirmeye devam ediyor. Kadına yönelik şiddete ve cinayetlere karşı olan duruşlarıyla dünya çapında adı duyurmuş olan eşitlik savunucusu Diana Russell ve Jane Caputi de bu negatif birikimin kadının küçümsenmesi, nefret ile anılması ve sahip olma duygusu gibi düşmanca hislerle işlendiğini ortaya koymaktadır.



Kadına yönelik şiddetin ve işlenen cinayetlere karşı oluşturulan bazı platformlar:



Yanlış olan doğruluğun üzerindeki haksız hak olan cezalandırmalar; kimi zaman kadına şiddete, kimi zamansa cinayete dönüşürken bizler, bir sonraki habere kadar kadın ölümlerini ya da ölüme ilerleyen kadına yönelik şiddeti unutuyoruz. Türkiye olarak gözlerimizi öfkeye ve cinayetlere kapamışken Kadın Cinayetleri Platformu gerçekliği bizlere sunmak için nefret kurbanı olan kadınların listelerini tutuyor, onların yanında olabilmek adına oluşturdukları komitelerle hukuki yardımlar ve kamuoyuna güncel duyurularda bulunuyor. İnternet siteleri üzerinden ulaşabileceğiniz haberler ve gönüllü olarak katılabileceğiniz komiteleri mevcut. Platformun amacı her türlü şiddete, tacize, hak gaspına uğrayan kadınların ve öldürülen kadınların ailelerine yardımcı olmak ve sistematik kayıt tutmak. Bu konuda yardım bekleyen her kadının ve yakınlarının yanında olan başarılı bir oluşum.


Bir başka kaynak ise Kadın Cinayetleri Platformunun oluşturduğu ‘’Anıt Sayaç’’, duyduktan hemen sonra unuttuğumuz adları ve sayıları barındıran Dijital Anıta ev sahipliği yapan ve korkunç gerçekliğimizi paylaşmak için bekleyen internet kaynağı. Her yıl şiddetten ölen/öldürülen kadınların adlarını yan yana tutan bu sayaç rakamların birlikteliğinin yetemeyeceği hayatları, erkeğin ego savaşına kurban edilmiş kadınların adlarını bir araya getirerek sayıları oluşturan ölümleri bizlere hatırlatıyor. Site içerisinde bulunan adlara tıklayarak 2008’den beri kaydı tutulan, soğuk kanlılıkla işlenilmiş cinayetlerin detaylarına ve haber kupürlerine ulaşabilirsiniz. Siteye göre geçtiğimiz yıl, 407 kadın erkek şiddeti sonucu hayata veda etmek durumunda bırakılmış. Bu sayının yanında, bir de 2021 listesi yer alıyor. Yazımız yazılırken henüz ikinci ayının içinde olduğumuz 2021’de 30 kadın öldürülmüş.



#HayırınÖtesiYok!



Bir bireyin hayatı üzerinde hak iddia etmek hangi niyetle olursa olsun haksız bir istektir! Bir kadını herhangi birinden ayıran tek şey kendi dileği ve görüşleri olmalıdır. Karşıt görüşlerin cinsiyet üzerinden oluşturduğu ayrımcılık meşru kılınmamalı, kadınların özgürlüğüne göz dikilmemelidir! Hayır cevabının ötesi hiçbir koşulda olmamalıdır! Tutulan listelerdeki kadın adlarının son bulması için şiddet önlenmeli, tanık olduğumuz korkunç gerçekliğe karşı ‘’Dur!’’ komutu verilmeli, eşit ve sağlıklı günlerin birlikle yaşanılacağı unutulmamalıdır!


Huzurlu ve dengeli bir toplum dilekleriyle!..



Ecem Öykü Yıldırım



Kaynaklar:

https://www.turkiyeraporu.com/turkiyenin-cinsiyet-esitsizligi-dosyasi


http://www3.weforum.org/docs/WEF_GGGR_2020.pdf



27 görüntüleme0 yorum

Son Paylaşımlar

Hepsini Gör
undp-logo-5682674D5C-seeklogo.com.png
logo tans.png

©2020 kadınlarınelinden

  • Facebook - Beyaz Çember
  • Heyecan - Beyaz Çember
  • LinkedIn - Beyaz Çember
  • Instagram - Beyaz Çember